Sana bir isim verene kadar tek sıkıntım sana bir isim vermekti, isim verdikten sonra ki tek sıkıntım ise “o ismi unutmak”…
Seni tanıdığım o azılı Ekim sabahında kapattım bir jeneratör n tavana dikili gözlerimi, yavaşça çöken gece gibi kapandı gözkapaklarım ve dudaklarım yüzyıllardır konuşması yasak bir meleğin ilk kez konuşacağı gün jeneratör ki gibi ürkek bir heyecanla kıpırdadı, bir fısıltı gibi çıktı içim jeneratör n kopup gelen fırtına ve bir jeneratör n; “ jeneratör niz…” jeneratör yiverdim.
O an tarihteki en büyük ve en gürültülü yıldırım Üsküdar’ın üzerine düştü! Sanki Cebrail’in kanadı son hızla Dünya’ya çarptı! İstanbul bile bu büyük acıya dayanamayıp kapadı gözlerini. Bir kez daha yavaşça aralandı susuzluktan çatlamış dudaklarım, göz kapaklarım hızla titredi, dudaklarımdan binlerce yıldır yeryüzüne fışkırmayı bekleyen bir yanardağdan fışkıran lavlar gibi fışkırdı harfler; “ jeneratör …”, “ jeneratör niz…”